Genel Seçim 2015

Seçimlere sadece 34 saat civarında bir süre kaldı. Ülke tarihinin belki de en karmaşık ve zorlu seçimine gidiyoruz. Türkiye Cumhuriyetinde rejim mi değişip, Adalet ve Kalkınma Partisinin oyları ile şu anda Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, “Başkan” sıfatına mı kavuşacak hepimiz göreceğiz. Bunun diğer olasılığı ise koalisyon hükümeti ile birlikte Türkiye’de normalleşme başlayıp, talana dur denilecek.

Seçimlerde %10 barajı yüzünden HDP, baraj altında kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış durumda. Bu duruma tepki olarak bir çok CHP’li ve Liberal; bu seçim için oylarını HDP’den yana kullanacaklar. Bu sayede AKP’nin oyları azalacak ve koalisyonun yolu açılacak hesapları yapılıyor. Diğer yandan da CHP’liler oyları böldürmeden direkt olarak MHP ile birlikte koalisyon yapma peşinde.

AKP tarafı ise koalisyonun çok kötü bir şey olduğunu söyleyip duruyor ve ülkeyi tehlikeye atacağını iddia ediyor. Genel olarak her seçimde olduğu gibi bunu “maaş alamazsınız” gibi tehditlerle de süslemeyi ihmal etmiyor. Burada koalisyonun kötü olduğu herhangi bir bilimsel norma dayanmasa da argüman olarak sarılmış durumdalar.

Bugün Diyarbakır’da yapılan HDP saldırısı için AKP’liler “PKK yaptı” derken, hemen hemen kalan herkes “AKP yaptı” diyor. Kimin yaptığı tartışması süre gelirken orada ölen “insan” grubunu önemseyen kimse de olmuyor. Seçimlerde HDP’ye oy verenler için PKK’ya oy vermeye eşit gözüyle bakılırken; aynı zamanda AKP’ye oy verenler de rejimi değiştirenler olarak görülüyor. Kişisel olarak AKP kısmına katılmakla beraber, HDP’nin artık PKK gibi bir silahlı terör örgütünden kopmaya başladığını düşünenlerdenim. Diğer yandan Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır’da “Öcalan’a özgürlük” sloganları atarken İstanbul’da farklı konuşması da pek tutarlılık göstermiyor. HDP sürekli olarak barış ve kardeşlik temalı mesajlar verse de senelerce yapılan katliamları da unutmamak gerekiyor.

PKK’nın yaptıklarını unutmadan, affetmeyi de öğrenmek zorundayız. Herkesin “insan” kavramına tutunduğu ve kimden gelirse gelsin ölüme karşı çıktığı bir toplumu bu topraklar uzun yıllardır görmedi. HDP’nin artık kucaklayıcı bir yapısı olsa da bir çok kişi halen çekimser yaklaşıyor.

CHP ise yıllar sonra ilk kez “siyasi pazarlama” yaparak müthiş bir ivme yakalamış gibi gözüküyor. Projeler üretip, maddi sıkıntıları bitirmek üzere yola çıkan Kılıçdaroğlu; oylarını genelde AKP’ye veren düşük gelirli ve kararsız seçmeni kendi saflarına çekebilir (tabi trafoya kedi girmez ise). Bunun yanında eskiden AKP’ye veren fakat bu seçimle beraber MHP’ye geri dönecek olan eski ılımlı islamcı milliyetçiler de mevcut. Bunların hepsini yan yana koyunca AKP’nin seçimde %40 ve üzeri oy alması (hilesiz) çok zor gözüküyor. Araştırmalar da gösteriyor ki AKP %38-40 bandında bir oy alarak hükümet kurma çoğunluğunu kaybedecek. Bunun yanında CHP’nin %27-29 bandında oy alması beklenen diğer bir konu; HDP eğer barajı geçerse %10-11 civarında oy alabilir. MHP ise en belirsiz partilerden, oylarının yüzdesi belirtilse de AKP’de olan MHP tabanının ne kadarı yer değiştirecek, bu bilinmeyen bir durum. Tabanın hareketine göre %3’e kadar oy MHP’ye kayabilir. Bu da AKP’de korkulan durumlardan bir tanesi.

Seçimlerin sonuçları için her taraf ayrı bir yorum yapsa da, AKP’siz bir ülkenin özlemi aşikar. Diğer yandan HDP’nin barışçıl çabalarını da göz ardı etmemek ve onlara da el uzatmak gerekiyor. CHP’nin ise seçim sonucu ne olursa olsun siyasi pazarlamada devam etmesi bir sonraki seçimlerde tek başına iktidar olması ile sonuçlanabilir, bu yüzden çalışmaya devam etmesi şart. MHP tarafında ise argüman senelerdir aynı, artık bir kan değişimi ve gençleşme parti için şart. Bu seçimde oyların artması muhtemel fakat bunun sebebi MHP’nin çalışması değil; AKP’de yer alan MHP tabanının geri gelmesi olacak.

Bugün Diyarbakır’da olan olaylardan sonra HDP’nin barajı geçmesini daha çok isteyen kesimlerde yer alıyorum, umuyoruz ki yakın gelecek PKK diye bir terör örgütü ortada kalmayacak ve ülkenin her bölgesi huzura kavuşacak. Tabi bunun için PKK kadar tehlikeli olan “başkanlık” sisteminin de çöplüğe gönderilmesi şart. Seçim 2015, hepimiz için önemli ve oy verilmemesi tam bir şaibe olacaktır. Verilen oylar kadar, hilesiz bir şekilde sayılması da çok kritik. Bunun için herkesin üzerine düşen vatandaşlık görevini yapması; önce oy vermesi sonrasında ise oyuna sahip çıkması şart.